İçeriğe geç

Açıklama ile öyküleme arasındaki fark nedir ?

Açıklama ile Öyküleme Arasındaki Fark Nedir? Küresel ve Yerel Bir Bakış

Merhaba! Bugün biraz farklı bir konuyu ele alacağım: “Açıklama ile öyküleme arasındaki fark nedir?” Bu, hem yazılı hem de sözlü anlatımda önemli bir fark oluşturuyor. Genellikle farkına varmadan da bu iki anlatım tarzını kullanıyoruz. Ama şimdi biraz daha derinlemesine inceleyelim. Çünkü hem Türkiye’de hem de dünyada açıklama ve öyküleme nasıl algılanıyor, bunları kıyaslayarak, biraz da kültürel açıdan bakalım istiyorum.

Açıklama ve Öyküleme Nedir?

Öncelikle, açıklama ve öyküleme kavramlarını netleştirelim.

Açıklama: Bir olay, durum veya kavram hakkında bilgi verirken, doğrudan ve net bir şekilde anlatmaktır. Genellikle sebepler ve sonuçlar, nedenler ve sonuçlar açıklanır. Burası genellikle “nasıl” sorusunun peşine düşer. Mesela, bir arkadaşına yeni bir teknoloji hakkında bilgi verirken, “Bu teknoloji, verileri daha hızlı işleyebiliyor çünkü… ve bu sayede zaman kazanıyoruz.” şeklinde açıklamalar yaparsın.

Öyküleme: Burada daha çok duygusal bir bağ kurarız, olayları hikaye şeklinde anlatırız. Kişiler, mekanlar, olaylar birbiri ardına dizilir ve genellikle bir anlatıcı bakış açısıyla okura veya dinleyiciye aktarılır. Bir olayın nasıl geliştiğini anlatırken, karakterlerin ruh hali, ortamın atmosferi ve olayın etkileri de ön plana çıkar. Öyküleme, anlatılanların bir bütün olarak algılanmasını amaçlar. Örneğin, “Bir gün sabah işe giderken, her zamanki gibi aynı yolda yürüyordum. Ama o gün, bir şey farklıydı… Tüm bu sıradanlık bir anda bambaşka bir hale geldi.”

Türkiye’de Açıklama ile Öyküleme

Bursa’da ya da Türkiye’nin diğer şehirlerinde konuşurken, açıklama ve öyküleme arasındaki farkı genellikle fark etmeden kullanıyoruz. Hadi biraz yerel örneklerle konuyu açalım. Mesela, bir düğün hakkında konuştuğunda, açıklama tarzı anlatım şu şekilde olabilir: “Düğün çok kalabalıktı, gelinlik güzel bir tasarımdı ve akşam saat 10 civarı sona erdi.” Burada net bir açıklama yapılmış olur. Ama öykülemeyi tercih ettiğinde, anlatım daha duygusal ve betimleyici olur: “Burası o kadar kalabalıktı ki, herkes birbirine sarılıp kutlama yapıyordu. Gelin, elinde buketiyle o kadar parlak ve mutlu görünüyordu ki, sanki bir peri masalındaydık. Akşamın karanlığında, tüm ışıklar yanarken, müzik yükseldi ve insanlar neşeyle dans etmeye başladı.”

Görüyoruz ki, açıklama daha bilgi odaklı ve nesnelken, öyküleme kişisel bir bağ kuruyor ve daha etkileyici bir anlatım tarzı sunuyor.

Küresel Perspektiften Açıklama ve Öyküleme

Fakat, açıklama ve öyküleme arasındaki fark, sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde de farklı şekilde algılanıyor. Özellikle Batı kültüründe, açıklama tarzı daha fazla tercih ediliyor. İngilizce yazın ve iletişimde, doğrudan bilgi verme, somut ve açık anlatımlar çok değerli. Örneğin, iş dünyasında veya bilimsel yazılarda çoğunlukla açıklamalar kullanılır. Bir İngiliz iş toplantısında, bir teknoloji tanıtımı yapılıyorsa, direkt olarak “Bu yeni yazılım, müşteri verilerini hızlıca analiz eder ve %20 daha verimli sonuçlar elde eder” şeklinde bir açıklama yapılır.

Ancak, öyküleme Batı’da da çok önemlidir, özellikle edebiyat ve film dünyasında. Bir Hollywood filmi ya da romanında, olaylar genellikle öyküleme tarzında anlatılır. Kişisel bir hikaye, karakterlerin duygusal yolculukları ve bir olayın gelişimi ön plana çıkar. Bir örnekle açıklamak gerekirse, “Harry Potter” serisinde olduğu gibi, bir çocuğun büyüme ve macera hikayesini anlatırken, yazar sürekli karakterlerin duygusal durumlarını ve çevresindeki olayları betimler.

Farklı Kültürlerdeki Yansıması

Bunu farklı kültürler üzerinden düşünürsek, açıklama ve öyküleme arasındaki farkı daha da net bir şekilde görebiliriz. Japonya’daki edebiyat geleneği öykülemeye oldukça yatkındır. Japon romanları, hikayelerdeki detayları ve karakterlerin ruh halini derinlemesine işler. Mesela, Haruki Murakami kitaplarında bu öyküleme tarzını net bir şekilde görebiliyoruz. Her olayın ve her karakterin içsel dünyası, anlatıcının bakış açısıyla bir araya gelir. Burada açıklama yerine, hikayenin atmosferi, karakterin hissettikleri ve çevresindeki olaylar daha öne çıkar.

Bir başka örnek ise Latin Amerika’dan. Özellikle Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık adlı eserinde, olaylar fantastik bir dille öykülenir. Kısacası, Latin kültüründe anlatılar çok katmanlıdır, genellikle tarihsel ve fantastik olaylar bir arada sunulur. Burada da açıklamadan ziyade, öyküleme öne çıkar.

Sonuç: Herkesin Kendine Göre Bir Anlatım Tarzı

Sonuç olarak, açıklama ile öyküleme arasındaki fark, sadece dildeki bir ayrım değil, aynı zamanda bir kültürel yaklaşımdır. Türkiye’de de, dünyada da bu farkı görmek, anlatım tarzlarının nasıl şekillendiğini anlamak, aslında bir kültürün nasıl iletişim kurduğunu görmekle aynı şeydir. Hem açıklama hem de öyküleme önemli ve gerekli, fakat her birinin kullanıldığı yer ve zaman farklıdır. Yani bazen durumu net bir şekilde açıklamak, bazen de bir hikaye anlatarak hissettiklerini paylaşmak gerekebilir.

Her ikisini de günlük yaşamda, iş hayatında ve edebiyatla ilgilenirken kullanabilmek, insanın anlatma becerisini geliştiren bir şey. Özetle, her zaman doğru olanı seçmek, bulunduğun ortama ve anlatmak istediğin şeye bağlı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
pia bella casino giriş